27 Ocak 2014 Pazartesi

İlk Batman Yolculuğu

Bir muhabbet olur,birileri bir şeyler anlatır onun üstüne sen de yaşadıklarını hatırlar muhabbete dahil olursun.Anlatıverirsin,kafandaki olay örgüsünü döküverirsin ortaya.İşte Batman yolculuklarım,Batman'da yaşadıklarım hep muhabbetlerimin konusu olmuştur.Ki benim dostlarım-bilen bilir-her dönüşümde 'ee anlat Özge bakalım bu sefer noldu?' diyerek karşılarlar.
Batmanla irtibatım ablamın öğretmenlik atamasının orası gelmesiyle başlıyor aslında.Tamamen yabancı bir yer daha önce ne orda bulunmuştum ne de ordan tanıdığım bir arkadaşım olmuştu.Bilmeyen birilerinin isim benzerliğinden-hala-'Bartındı deme' gibi sorularına da maruz kalırım hep.İlk uçağa binme hikayem de Batmana ilk yolculuğumla örtüşüyor aslında.Bu yolculuklarım hep bir sorunlu hep bi maceralı geçmiştir.İlk gidişim mesela 1.sınıftayım aylardan mart.Farklı şehirde olmamın ürkekliğini tam üstümden atamamışım.Havaalanına nasıl gidebilirim araştırmalarına başlamıştım.Aslında gidebileceğim 600nolu otobüs vardı ama uçağımın sabah 7de olmasının dezavantajını yaşıyordum.Zira o saate uygun otobüs yoktu.Bunun üstüne Havaşı araştırayım dedim.Ama şansıma bak ki o dönem Havaş ile belediyenin mahkemesi varmış,o yüzden mahkeme kararıyla belli bir süre Havaşın çalışması durdurulmuş.Benim ihtimaller birbir azalıyordu.Daha doğrusu tek bir ihtimal kalıyordu: Taksi. Ama o döneme kadar ben taksiye hiç kendi başıma binmemiştim.Kaldı ki binmiş olsam dahi saat 5 gibi daha önce hiç geçmediğim havaalanı yolunda tek başıma!Resmen ürkütücü.Ki o zamanlar dediğim gibi daha bir korkaktım her şeye karşı.Aile özlemini daha derin yaşardım,daha dayanıksız,daha duygusal,daha kırılgandım.Sonuç olarak taksiye binmek istemiyordum.1.sınıfta özel bir kız yurdunda kalıyordum.Güzel,sevecen bir yerdi.Öyle olunca ,aklıma bizim yurt sahibiyle konuşmak geldi.Bizi severdi,bir sorunumuz olunca da yardımcı olmaya çalışırdı.Dedim ki son çare ona söyleyim,yardımcı olmaya çalışacaktır.Gidip rica ettim beni o saatte arabayla götürebilir mi diye.Ayrıca belirttim parası önemli değil taksi ne alıyorsa o kadar da veririm ama tek güvende gideyim.Tamam dedi ben bir bu konuyu araştırayım bir şeyler bulmaya çalışırım.Bundan bir gün sonra çağırdı beni odasına.Özge dedi araştırdım otobüs yokmuş o saate.Ben söylerim taksi durağına 50 tl miş ama pazarlığını da yaparsın dedi.Ben şaşırmıştım.Ben ondan tamamen başka bir şeyde ricada bulunmuşken o bana taksi ayarlayabileceğini pazarlık da benim yapmamı söylemişti.Çok kötü olmuştum ama son bir enerjiyle arabayla götürüp götüremiyeceğini sordum.Ben o saatte götüremem dedi.Şoka girmiştim,böyle bir cevap beklemiyordum.Bir hışım odasından çıktım.Merdivenleri büyük bir hızla çıkıp odama geçtim.İçin için ağladım.Kızlar geldiler yanıma dinliyorlar ama onlar da çaresiz,ne diceklerini bilmiyorlar.Ama asıl o gün ben çaresizlik ne demek hissettim.Elinden hiçbir şey gelmemesinin ne demek olduğunu anladım ben.Çaresizliği yapayalnız yaşadım ben.Ayrıca burda derdimi söyleyebilecek hiç akrabam yoktu.Arabasıyla götürmesini rica edebileceğim başka kimse de yoktu.Çaresizdim ya bir de yurt müdürünün nolursa olsun tavırları hala aklıma geldikçe sinirimi bozar.Sonra bizim temizlikçi ablalardan biri geldi eşiyle birlikte götürebileceğini söyledi.Hala minnetle anarım kendilerini.O gün çaresiz kalmayla baş etmeyi öğrendim ben.Hem ki birilerinden bir şey rica etmenin ne kadar zor olduğunu,bana ne kadar zor geldiğini bile bile.O gün sorunsuz bir şekilde havaalanına ulaştım.Ondan sonra da Ankara aktarmalı Batman yolculuğum başladı.İlk kez uçağa binmiştim.Hostesler komik gelmişti bana.Hala da komik gelirler her binişimde.Arkadan gelen sesle belki kaçıncı tekrar ettikleri aynı onca hareket.Bence onlar da kendi aralarında gülüyorlardır bu duruma.Hareket ediyor uçak havadaki hızını önce karada sağlayıp sonra havalanıyor.İşte o ilk kalkış anında gercekten içinden bir şey böyle pat düşüyor sanki .Sonrası kolay zaten önce kuşbakışı izliyorsun şehri.Sonra bir bakmışsın altında bulut kümesi.Eğer gitceğin yer yakınsa yarısı yükselişe yarısı inişe gidiyor zaten.Yolun nasıl geçtiğini anlamıyorsun.İşte ard arda uçak binişlerimden sonra ulaşıyorum Batmana.Hiç bilmediğim yer ama bir o kadar da bağrıma basmışım sanki.Benimsemişim resmen.İndiğimde onu farkediyorum.Bana yabancı olan bu yer ,benim ailemin yuvası.Öyle ki benim yüreğim sanki burda.Bir yarım burda kalmış ben geldiğimde tamamlanmış sanki.Eve girdiğimde annemin müthiş kahvaltı sofrası karşılıyor beni.Ben gelicem diye türlü hazırlıklar,koşuşturmacalar.Oturduğumuz anda kapı çalıyor.Ev sahipleri kendi bahçelerinde olan tandırda yaptıkları tandır ekmeğini getiriyorlar sıcak sıcak.Kızın geldi sever yesin diyorlar anneme.Bu ilk sıcak karşılamayı ve o sıcacık tandır ekmeğiyle yaptığım kahvaltıyı asla unutamam.Ablamın okula gitmesi gerekiyordu.Annemle babam da o zaman biz de seni şöyle bir gezdirelim dediler. Batman benim icin 3.memleketim gibi oldu aslında.Ben gitsem simdi oraya kimseye bir şey sormadan gezer dolaşır bilmeyeni de gezdiririm.O derece iddialıyım tabii sadece merkezi icin konuşuyorum.Anlayacağınız ilçelerini filan pek de bilmem.Önce ablamın okulunun önünden geçip çarşısına doğru ilerliyoruz.Buranın insanları genel olarak kara kaşlı kara gözlü diyeceğimiz türden.Çoğu esmer,zayıf,hareketli.Annemlerden de kısa bilgiler alıyorum gezerken insanları hakkında.Buraya göç edenlere cok saygılılarmış.Bir şey alırken başım gözüm üstüne diyerek alışverişi bitirirlermiş.Bir de cok yardımseverlermiş.Annemlerin kısa sürede edindikleri birkaç gözlem işte.İnsanların birçoğu esmer ama içlerinde mutlaka sarışın,renkli gözlü filan da oluyor ama cok az.Bunların da çoğu zaten ya doktor ya polis ya asker.Çarşıya giriyoruz.Orada gezinirken mısır çarşısı diye bir dükkan var.Girdiniz mi çıkamıyacağınız türden her şeyden alasınız geliyor.Siirt antep fıstığından narlı lokumuna,çeşitli fıstık dolmalarından karpuz çekirdeğine çeşit çeşit iştahı arttıracak şeyler.Eğer yolunuz düşerse bir gün,narlı lokumla siirt antep fıstığını mutlaka tatmalısınız.Ordan çıkıp pazar yerine doğru geçiyoruz.Yeni kesilmiş bir keçi başı(dumanı üstünde) karton kutunun üstünde öylece alıcısını bekliyor.Hani belgesel programları olur ya böyle açık açık etler satılır farklı ülkelerde.Onu görüyorum burda.Sanki farklı bir dünya.Kafası kartonun üstünde olan keçinin çok geçmeden vücudunu da görüyorum.Yüzülmüş bir şekilde kancaya asılmış öylece sallanıyor.Az ilerliyoruz.Bir çocuk bezi satan dükkan görüyorum.Yanlış duymadınız sadece çocuk bezi satılıyor burada.Çuvalların içinde açık çeşitli türlerde çocuk bezleri var.Siz gelip diyorsunuz ki 1 kilo prima alayım gibi.O kadar çok çocuklu olmanın getirdiği,batıda hiç karşılaşmadığım manzara.Cadde üstünde ilerlerken adım başı şerbetli tatlı satan dükkanlarla karşılaşıyorum.Sıcak sıcak döktükleri tatlılar anında bitiyor.Aynı zamanda burda fazlaca dönerci ve et lokantaları var.Şunu farkettim ki burda gerçekten iyi yeniliyor.Ama tam zıttı halkı da incecik.Bu da sanırım fazla hareketli olmalarıyla alakalı.Yolda ilerlerken daha sonra da çokça karşılaşcağım beni her seferinde fazlasıyla üzen manzara: Tartı başında bekleyen çocuklar.Çocuk çalışan çok gördüm.Özellikle tartı başında insanların tartılmasını bekleyen minik vücudlar.Bazıları o kadar küçük ki demir paralar eline büyük geliyor.İçim parçalanıyor.Para vermenin onlara iyilik yapmak olmadığını bilerek üzülüyoruz biz de.İşte ilk Batman yolculuğum böyleydi fazla değil 4-5 gündü.Hatırlarım,havanın soğuk olmasından dolayı çok da fazla gezememiştim.Ama aşağı yukarı burayı öğrenmiş,aileme memleket olan bu yeri sevmiştim.Ayrılıklar hep acı verir,vedalar hep zor gelir bana.Ama o zaman daha bir zordu,daha bir acı vericiydi.Havaalanına geldiğimizde sarıldım sıkıca onlara.Kim bilir kaç vakit sonra sarilabilecektim,bunu düşündüm sarılırken.Kapıdan geçerken son kez el sallayıp geçtim uçağa.Uçak havalandı.Bense yüreğimin yarısını emanet ettim tekrar Batman'a...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder