2 Mart 2014 Pazar

Siren Sesi

   Güzel bir sabaha günaydın demek için sessiz akşamlarda 'iyi geceler'i fısıldamış insanlarız biz. Her gece kafamızı yastığa koyduğumuzda film şeridi gibi geçiririz gözümüzün önünden tüm olan biteni. Değerlendirmeler yaparız kendimizce. Kimi zaman yargılar, kimi zaman güler, kimi zaman yorum dahi yapamayız yaşananlara. Canımızı sıkan bir şey olduğunda yastığımız paylaşır belki iki damla gözyaşımızı. Sevinçliysek eğer sığamaz oluruz yatağımıza, dar gelir neşemizin büyüklüğünden. Yatağa yattığımızda kafamızın ağırlığıyla hayallerimizin hafifliği yarışır ya hani. İşte hep hayallerimiz galiptir bu yarışta. Sonra hayallerimiz tutkulara dönüşür bir anda. Olsun diye iç geçirmeler, duyguların işin içine girmesi, gerçekliği göz ardı etmeye çabalar filan. Hep hayaller odaklı sürdürürüz yatağa yatmayla uykuya dalma arasındaki süreyi. Sonra o uykuya daldığımız anı da hiçbir zaman bilemeyiz zaten. Nasıl bir andır ki bir anda farklı bir boyuta geçiştir işte. Eğer şanslı günümüzdeysek tatlı rüyalar görürüz bu yolculuğumuzda. Öyle ki kalktığımızda tekrar dalmaya çalışıp rüyayı devam ettiriz kendi hayal dünyamızda. Eğer ki bu kadar şanslı değilsek rüyalarımız kabuslara dönüşür. Kabus dedik ya hani neydi ki gününü kabusa çeviren? Kalbinin kıvrandığını hisseder mi insan? Sahi kalbin acıya acıya nasıl seyrettin olan biteni? Sen ki her öğüdü kendine ders edinen, duymadın mı başının etrafında çalan onca sessiz siren sesini? Seni içten içe uyaran ikaz sesine niçindi kulaklarının sağır oluşu? Hep bir düşüncelisindir ya hani kendim derken hep başkaları mıydı kastettiğin? Söyle o zaman bunca göz yummadan sonra kafanı yastığa koyduğunda neler geçiyor gözünün önünden? Ben o düşüncelerin uykuna izin verdiğini düşünmezken sahi uyku nedir hatırlar mısın? Birileri konuşur sorar durur ama ne bileyim sen sadece susarsın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder