29 Mayıs 2014 Perşembe

Kelimeler

   Bazen kelimeler benden kaçıyormuş gibi gelir. Onları kaybediceğim ve ebediyen sessizliğe kapılacağım diye yüreğim heyecanlı olur. O zamanlar hızlıca koşup nefes nefese kalmış küçük bir kız çocuğu gibi hissederim kendimi. Yorgun,halsiz,bitkin... 


   Sizde olmaz mı? Söylemeniz gerekenleri unutursunuz diye karlar yağmaz mı hiç sıcacık kalbinize?

   Bende çok olur.

   O yüzdendir ki düşünürüm hep: Bir gün kelimeler bana küserse ne olur? Sobalı küçük bir göz odada ısınmaya çalışan yaşlı bir amca gibi dolmaz mı gözlerim?

   Tek umut kol kola girmek harflerle, oyunlar oynamak kelimelerle ve hep barışık olmak cümlelerle...

22 Mayıs 2014 Perşembe

Balık

Merhaba sen,evet evet sen.

         
Tanıyor muyum seni? 
 
Hey.Evet evet seni.
         
Sen peki tanır mısın beni? 

Ege'nin esintili denizlerinden Akdeniz'in sımsıcak denizlerine göç eden bir balık desem tanıdık gelir mi? 

Şimdi sen tanıtıversene seni..

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Soma

 

"Yüz karası değil,kömür karası; böyle kazanılır ekmek parası." Orhan Veli.


   Soma...İş kazası diye nitelendirilen ama bildiğin cinayet olan,yerin derinliklerindeki dünya. Dünya demek ne kadar doğru,adeta bir cehennem. Birçok kişiye mezar olan,yüreklerimizin acıdığını hissettiğimiz yeraltı cehennemi. Buna üzülmekle siyaseti bir tutan varsa vicdanlarına bakmalarını öneririm. Zira bu vicdan meselesi. Yerin derinliklerinde saati '5'tl ya çalışan kişiler,kocaman yüreklere sahip onlar. Kimi 15inde kimi 40nda. Kimi evli kimi bekar. Ne fark eder? Bugün kaç ev yandı Soma'dan sonra. Bugün kaç aile kaybettikleri canları için ağıtlarını yaktı? Bugün kaç anne, minik bebeğinin yüzüne bakıp gözlerinde yârini gördü? Bugün kaç çocuk evde yükselen feryat seslerine hiçbir anlam veremeden öyle bakındı etrafına? Bugün kaç genç kız birlikte düğün hayali kurduğu nişanlısının arkasından çığlıklarını attı? Siz sayabilir misiniz? Tahmin edebilir misiniz? Net bir sayı yok,yangın hala durdurulamadığından ulaşılamayan bir sürü kişi. Bir tarafta ' Ölü veya diri haberini almak istiyoruz.' diyen bir baba, diğer tarafta ' Ne olur ne olmaz burda bekliyoruz belki kardeşimi görürüm,daha 18 yaşında 10ay önce madene girdi.' diyen bir abla. Bir sürü kişi ise hastanede yaralı isimleri sayan hemşirenin ağzına bakıyor. Belki dua ediyor- yaralı olsun da tek ölmemiş olsun diye. Hemşireyi o kadar pür dikkat dinliyorlar ki ,gözleri o dikkatlerinin tersine korku,endişe,hüzün içeriyor.
   Maden işçileri,kocaman yürekler. Onlarınkisi ekmek savaşı. Evlerine,yavrularına,analarına bakabilme yarışı. Öyle ki tam da 'ekmeğini taştan çıkaran' kavramı üstlerine oturur. Öyle güzel kalpleri var ki kendisi kurtulduğu halde, arkadaşlarını kurtarmak için tekrar maden ocağına inmeye giden güzelim insanlar. Bunun yanında haberlerde görmüşsünüzdür,kurtarılan bir maden işçisi sedyeye yatırılacakken 'Çizmelerimi çıkarayım mı,sedye kirlenmesin.' diyordu. Herkesin içini acıtan öyle bir cümleydi ki o. Kendisinden daha değerli ne vardı o anda? Ama öyle bir zihniyetin içindeyiz ki- çoğumuz bundan nefret etsek de- sedyeyi daha değerli görerek böyle bir cümle sarfediyor.

    Çok üzüldük,peki biz burda bu denli üzülürken aileleri düşünebilir misiniz? Ailelerin evlerine düşen alevi. Yakıp geçti her bir aile ferdini. Bir kişiyi düşünsen;eşi, çocuğu, annesi, babası, halası, dayısı, arkadaşları...Çarpsan kaç ev eder,kaç yürek eder? Hesap edebilir misin? Bu hesap işi değil,bu vicdan işi. 'Kader' deyip geçildi. Hayır, hiç de öyle denilip geçilecek konu değil,insan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Soma önergesini reddedenler, elini vicdanına koyduğunda rahat edebilcek misin , bu işçileri düşünürken rahat uyuyabilecek misin? Koca yürekli babalar,abiler,amcalar yerin derinliklerinde hiçbir güvencesi olmadan, elimizdeki telefonlardan daha ucuz para alırken-Söyle,elini vicdanına koyduğunda rahat uyuyabilecek misin? Söyle.

Şimdi biz ne yapabiliriz? Belki de elimizden en gelebilecek şey Somadaki abilerimiz,kardeşlerimiz için dua etmek, kalplerine acı düşen yüzlerce aile için sabır dilemek. 

   Dualar sizinle yüzü kömür karası, yürekleri kocaman insanlar..
                                              ÖZGE KARA

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Tiryaki

   Bir haber.Postacının getirdiği küçücük tatlı mı tatlı hediye paketi gibi. Öyle sevindirici.Öyle merak ettirici.Ama ağzıma dolanan tekrarlayan şarkı gibi.Hem söylemeyim diyorum hem de söylemekten vazgeçemiyorum.Tiryakisi olmuşum, farkına varamıyorum..

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Vicdan Sesi

   Küçük bir ses geliyor en yukarlardan belki de en aşağılardan.Ama sen tam içinde hissedersin o sesi,en içlerde.Ne o ses hoşnutsuzdur halinden ne de sen şikayetçi.Varlığı hem gerekli hem rahatsız eden türden.Hem olsun hem gitsin istediğin.Gitse boşluğa düşceğin, kalsa içini yiyecek olan küçük ama bir o kadar da ağır olan fısıltı sanki.O ses ki buralarda Vicdan Sesi olarak söylenen.