13 Haziran 2014 Cuma

Kozalak Falı

Oturmuşsun uçsuz bucaksız yeşilliğin ortasına. 

Tam da mutluluğun merkezine. 

Seversin yeşili,yeşil olan her şeyi.

Güneşi izlersin önce

Sonra bulutların yavaş çekimde hareketlerini.

Rüzgarın esişini hissedersin.

Sonra ağaçların hışırtısına kulak verirsin.

Tam dalmışken en uzaklara 

Bir iki kozalak düşer önüne.

Korkarsın önce.

Sonra eline alırsın en irice olanını.

Papatya yoksa dersin,bu olur falım.

Koparırsın tek tek kabuklarını.

Seviyor sevmiyor,seviyor sevmiyor...

Tam sona yaklaşırken falında 

Atarsın en uzağa.

İstemezsin artık falları.

Fallar ki umutların

Çevirirsin kafanı.

Susuz kaldığın bu gönül çölünde bile

İnanmak istemezsin seraplara.

Kozalak falın

Seviyor sevmiyor,seviyor sevmiyor...

Sonunu merak etmezsin.

Bilirsin çünkü cevabı

Cevabı bilmek mi daha çok üzer seni 
Cevabın gerçekliği mi?

Duyguların mı acıtır canını
Gerçeklerle yüzleşmek mi?

Sorular

Sessiz cevaplar.

Düşünceler dörtbir yanındeyken

Hava kararmaya yüz tutar.

Güneş son kızıllığıyla şov yaparken

Gözlerini açamaz olursun.

Canın yanar, eşlik eder kızıllığa

Sonra bir iki damla gözyaşı.

Güneş gider

Senin gözlerin hala kapalı.


Bir iki damla gözyaşı...

2 yorum:

  1. Bir bakmissın teninde iki damla süzülüyor nedensiz belkide sadece bir saniyelik düşünce ile o yeşile gidiyor damla damla yaşlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten öyle değil midir zaman zaman gözyaşlarımıza gururumuzdan neden kondurmak istemeyiz. Doğal bir süreçtir belki de gözümüze kozalak kaçmıştır kim bilir? :)

      Sil