10 Ağustos 2014 Pazar

Yersiz Saçmalamalar

            Ahhhh...İşte 2 gündür ağzımdan dökülmese de her hücremle hissettiğim yakınmam.

                   Ahh ki ne ahhhh!
   
           Ben severim kahkaha atmayı, yersiz gülmeleri, geyiğin dibine vurmaları. Severim sevmesine de 2 gündür bir acayip hissediyorum kendimi. İçimden bir Özge buharlaşıp uçmuş geriye kalanlarla idare ediyorum sanki. Kalan kırıntılarla yaşam enerjisini bulmaya çabalar gibi.

          Ne biliyim belki de saçmalıyorumdur. Zira saçmalamak da var kanımda. İnsan bazen buna da gerek duyuyor, istiyor normallikten sıyrılıp içinde bulunan o deli ruhu keşfetmeyi. İstiyor istemesine de bazen ne kadar toprağın derinliklerine kadar kazsa da hiçbir ipucu dahi geçemiyor eline. 

                İşte o zaman diyor : Ne oluyor?

         Hayatımda sessize aldığım bazı alarmların sesini sonuna kadar açtım ben. O deli gibi kulağımı tırmalayan, en derin uykumdan beni serseri gibi uyandıran o sesi inadına açtım. 

              İnada gittim, dayanabilirim dedim, olur yapabilirim bu sefer dedim. 

       Yoook. Pembe dizilerin mutlu sonları gibi olmadı bende. Yorgun düştüm. Düşüncelerin dans edişi beynimde beni halsiz bıraktı. 'Yapabilirim kiii' dediğimdeki deli cesaretim bir anda rüzgar oldu, benden uzaklaştı. Tek kanadı kırılmış kuş gibi yaralandım kendi içimde. 

            Yaralanan kuş nasıl sevecen uçsun? 

      İşte ben de kendimi acayip hissettim. Sevecenlik şöyle bir yana dursun, durdum kaldım yerimde aynı yaralanan kuş misali.

           Ne yapabilirdim? 

      Bu sefer alarmı sessize bile almak istemedim ben. Bu sefer komple kapattım. Uyanmak istemiyorum uykumdan, rüyalarımdan fedakarlık etmek istemiyorum. Ben belki de sadece büyük bir tembelim kendi içimde.

     Hayatımda paketleyip kaldırmış olduğum ve bir daha çıkaracağımı düşünmediğim şeyler bir anda tekrar önüme geliverdi. Kim açıvermişti o paketleri? Bu sefer en sıkısından paketledim, kimsenin ulaşamayacağı yere kaldırdım ben. Açılmasın, istemiyorum. Görmek istemediğimden değil, yorgun düşürüyor beni. 

 Mutluluğun içinde mutsuzluk gördünüz mü siz?
Olmaz mı hayatınızda çelişkileriniz? 

Zorluk yaşamadınız mı hiç karar verirken? 

Doğruyu bildiğiniz ve doğruyu yaptığınızı düşündüğünüz halde pişmanlıklarınız olmadı mı?

       Benim çok oldu.

          Ama yine de tek doğru var bazı şeylerde. Tek cevap, tek karar. Onun için üzülmek ne çare. Çabalamalara devam. Dipsiz kuyularda dahi olsa aradığınız mücadeleye devam.

         Bırakmak, yorgun düşüp pes etmek en kolayı. Ama kolaylıklarda değil zaferler. Belki de içinizdeki zafer bir iki ter damlasında. Belki de bir iki yıl yaşanmışlıklarda.

        Onun için hayatımdaki bazı şeylerin alarmını kapattım, sıkı sıkıya paketleyip kaldırdım açmamak üzere. Ne gerekliyse onu yapmak gerekiyor bazen. Tam da hissettiğim böyle.

        Acayip hissetsem de hayat devamlı akıyor, değil mi?

Öyleyse hadi yersiz saçmalamalara, kahkahalara devam. Sesler geliyor, duyar gibiyim, güzelll :)






4 yorum:

  1. İçin sıkılmış senin amaan boşver demek şart bugünlerde ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen öyle yapmak gerekirr ;))

      Sil
    2. Bir top kumaş gibi hayat açıldıkca uzuyor.Kelimelerin ağırlığı var hayatta umutları bir top kumaşa sarıp müşterisini bekleyen ;)

      Sil
    3. Hayat top kumaş gibi açıldıkça uzadığı gibi bazen düğümlenmiş ipler gibi karmaşıklığa gider. Kelimeler hep ağırdır taşıması ile onları cümlelerde nasıl kullandığına bağlı :)

      Sil