10 Aralık 2014 Çarşamba

Özledim

       Merhaba yanağını sıktığım sevgili okuyucum, nasıl gidiyor hayat dediğimiz yolculuk? Siz sormadan bana ben söyleyeyim hayat koşuşturmayla gidiyor be okuyucu.
  Öyle yoğun bir koşuşturma diye düşünme, koşmadan da yoruluyormuş insan ya da zaman geçtikçe ruhu değişiyormuş.
                   Nasıl mı? 
Gezme nerde o orda olan kişi, yataktan ayrılmak istemeyebiliyormuş. O kim diye sorma anladın sen okuyucu, benim ben.
Ya insan kendini tanıyamaz mı, tanıyamıyorum. Yatakta boş boş dolanmayı seviyorum, dışarı çıkmak gelmiyor içimden bugünlerde. Bir haller filan öyle ki kendi yüzüme iki şaplak indireceğim, o olacak.

Neyse ne demiştik, yoğun değil demiştik. Evet bu senenin en rahat günlerinden birindeyimdir herhalde. Kolay bir staj, kafa rahat filan. Ama onda da hocaların yoklama derdi binmişti üstümüze. İlkokul gibi sesli isim okumalar filan. Devamsızlık yaptın mı sınava da giremiyorsun. İş öyle olunca biz de tıpış tıpış gidiyoruz sıkıldığımız derslere. Neyse ki şu 2haftadır güzel uyudum okuyucu, uykuya doydum diyemem çünkü ben uykuya hiç doymam hihihihi :D 
Ders okul neyse de şu aralar kafama taktığım, düşünüp durduğum başka bir durum var okuyucu. 
         Ailem. 
Ailemi çok özlüyorum. Özleyen insan atlar gider otogara en yakın otobüse biner, gider ailesinin yanına değil mi? Ben gidemiyorum. Yol 24saat git gel desen 2gün, zaten benim tatilim 2gün. Uçaklardan hele hiç bahsetmiyorum, cep yakan cinsten. Dönüp baktığımda üniversite hayatıma ne kadarını ailemle geçirmişim diye çok az bir sayı çıkıyor,bu da benim canımı çok sıkıyor. Aile özlemi çekiyorum sürekli. Hayır hep derim, ailemden uzakta okumak güzel bir şey çünkü bana çok şey kazandırdı diye. Ama istediğim zaman görebilmek istiyorum, onlara haber vermeden gidip sürpriz yapmak istiyorum. Anneme Antalya'nın meşhur reçellerinden götürüp birlikte kahvaltıya oturalım istiyorum. Özlüyorum okuyucu, istediğim zaman ailemin yanında olmak istiyorum. 
Çok mu şey istiyorum? 
Ailemi bayramda gördüm en son, tam da doğuda olaylar olduğu sırada bırakıp geldim onları. Nasıl da aklım onlarda kalmıştı. Savaş alanı gibi olan yerden taksiyle geçip havaalanına gidiyorduk, bense gözlerimdeki yaşa eşlik eden hüznümü taşıyordum. Üzgün olduğumu belli etmemeyi becerememiştim bu sefer. Her ayrılışımızda annemin yanında güçlü gibi durarak onu üzmemeye çalışırdım ama bu sefer olmamıştı. Gözlerim şiş gözyaşlarım ise bir bir yüzümden akarken sarılıp ayrılmıştım. Nerdeyse 2bucuk ay olmuş. Aileme yaşadıklarımı anında anlatmayı özledim, bir derdim olduğumda yaklaşımlarını, bir sevincim olduğunda paylaşımlarımızı özledim.
Yani anlayacağın okuyucu; fazlasıyla özledim..

2 yorum:

  1. Gülümmmmmmmmm, minik kara balığımmmmm, annesinin kuzusuuu kıyamam sana. Benim kızım da gurbette okuyor. Sanki onun yazısı gibi okudum. O da tıpkı senin gibi yaşadıklarını anında anlatan biri. Yanımdayken akşam yemeklerinden sonra 1 saat sofrada karşılıklı oturur sofra ortada durur o bana durmadan anlatır ben de sabırla dinlerdim. Ama her akşam sektirmeden. Üstelik her şeyini anlatırdı. Şimdi telefonla, skyp'la gidermeye çalışıyoruz ama masa başı sohbetlerimizin yerini doldurmuyor. Özledik birbirimizi ama kısa süreli tatillerde ben de gelmesini istemiyorum. Uzun olsun biraz, geldiğine değsin. Senin uzun tatilin ne zaman Özge'cik? O zamana kadar sık dişini. Hem bak senin gurbette kaçıncı yılın bizimse henüz 1. yılımız. Siz kızlarımız kadar biz anneler de sizi çok ama çooook özlüyoruz.
    Miskinliğe gelince, zaman zaman herkeste olan bir durum bu. Özellikle sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında daha sık görülür. Kasvetli hava insanı uyuşturur. Sen Tıp öğrencisi olarak daha iyi bilirsin sorayım mı o zaman? "Kış mevsiminde kan yoğunlaşır ve ağır akarmış" derlerdi eski büyükler. Sence doğru mu? :)))) Doğru ise bu miskinliğimiz ondan olabilir mi? Hadi bu kadar işkence yeter, kaçtım ben. Öptüm güzel kara balığım. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah minel se beni anlaman o kadar çok mutlu etti ki beni :) masa başı muhabbetlerin hiç yerini tutmuyor gerçekten telefonlar. Uzun süreli tatilim ise sömestr tatili olacak, ona da süre var anlayacağın :(
      Gurbetin 1.,4. yılı olmuoyrmuş gerçekten. Zamanı gelince anlaşılıyormuş. Ama alışmak dersen haklısın, artık bu durumu kanıksar gibi oldum :)
      Güzel bir yorum getirmiş eskiler ama vücudumuz her türlü değişime karşı kendini korumasını biliyor ve ona göre hep aynı çalışıyor, kan yoğunlaşmaz :))) Ama şu var ki kötü hava koşulları psikolojiyi kötü etkiliyor gerçekten :/
      Seninle gerçek hayatta da tanışmak isterdim, hatta yanında kızın da olsun, muhabbet edelim ellerimizde de ince belli bardaklarda çaylarımız... Güzel bir hayal oldu :)
      Öperim :)

      Sil